ALİ PAŞA KONAĞI

İstanbul’un içinde,son dönemde yapılan konakların en büyüklerinden biridir.Beyazıt’ta Mercan Yokuşu başında,Haliç’e ve Boğaz girişine hakim bir yerde bulunuyordu.Mercan Sarayı da denir.

Üç katlı kagir yapısı ve çok büyük ölçüleri ile bir konaktan çok bir saray görünümünde idi.Aynı yerde ahşap konağın yanması üzerine,Abdülaziz tarafından 1865′te masrafı Hazine-i Hassa’dan karşılanmak üzere İstanbul’un siluetine hakim bir yerde bu muhteşem bina yaptırıldı.Bazı yerlerde konağın İsviçreli mimar G.Fosatti tarafından yapıldığı bildirilmekte ise de,1865 tarihi doğru olduğu takdirde,1858′de Fosatti yurduna döndüğüne göre,bu binanın onun eseri olmasına ihtimal verilemez.Konağın Agop ve Sarkis Balyan kardeşler tarafından yapılmış olması görüşü daha inandırıcıdır.Zaten bu mimarların yaptıkları binalar listesinde,Ali Paşa Konağı da yer alır.

Ali Paşa’nın 1871′de ölümü üzerine konak değerinin çok aşağısında az miktarda para verilerek ailesinden alınıp,kısa bir süre için şeyhülislamlık (meşihat) makamı olmuştur.Ali Paşa’nın kızı Rukiye Suad Hanım tarafından,II.Abdülhamid’e yollanan ve İbnülemin Mahmud Kemal’in (İnal) yayımladığı dilekçede,konağı Ali Paşa’nın kendi parası ile yaptırdığı bildirilir.

Konak,Abdülmecid’in büyük kızı Fatma Sultan’a (1840-1884) tahsis edilmişti.Bir süre sonra Abdülaziz’in kızları Saliha (1862-1942′ye doğru) ile Nazime (1866-1895) sultanların beraberce ikamet etmelerine ayrıldı.II.Mahmud’un kızı Adile Sultan’ın (1826-1899) ölümü üzerine,Fındıklı’daki sahilsarayı Nazime Sultan tarafından istenildiğinde,Saliha Sultan da Mercan Konağı’nın kendisine tahsis edilmesini istemiştir.Fakat iki kardeş arasındaki anlaşmazlık sonunda,1893′e doğru Hanım Sultanlar bu binadan ayrılmışlar ve Ali Paşa Konağı’na,Mekteb-i Mülkiye’ye öğrenci hazırlayan idadi (ortaokul),Mercan İdadisi adıyla yerleşmiştir.Daha sonra konak,Harbiye Nezareti’ devredilerek,Erkan-ı Harbiye (Genelkurmay Dairesi) yapılmıştır.23 Temmuz 1911′de Beyazıt-Laleli-Aksaray semtlerinin büyük kısmını harap eden Mercan yangınında Ali Paşa Konağı da yanlızca kagir duvarları kalacak surette mahvolmuştur.

Halk arasında “Yanık Saraylar” adıyla tanınan Ali Paşa Konağı veya Mercan Sarayı harabesi İstanbul siluetinin bir alameti olarak öylece,boş pencereleri ile yıllarca durmuş,arada bu koca binanın restorasyonu yapılarak kullanıma tahsisi düşünülmüş,hatta ihya edilerek büyük üniversite kütüphanesinin buraya yerleştirilmesi teklif edilmiştir.Bunların hiçbiri gerçekleşmeden Vali ve Belediye Başkanı Prof.F.Kerim Gökay zamanında,sarayın kalıntısı tamamen ortadan kaldırılmış,açığa çıkan arsası üzerine ahşap barakalar yapılarak,Büyükçarşı (Kapalıçarşı) yangınında dükkanları yanan esnaf buralara yerleştirilmiştir.

Çarşı tamir edilip,esnaf buradan çekildikten sonra barakalar perişan,sefil dükkanlar halinde daha uzun yıllar kalmış,ancak 1985′e doğru,askeri yönetim sırasında,barakalar ile birlikte,konaktan kalmış olan bodrum katı da yıkılmış ve çok derine inen kazıda evvelce burada sütunlu bir Bizans sarnıcı olduğu görülmüştür.Bugün aynı yerde çok katlı bir otopark vardır.

Ali Paşa Konağı veya Mercan Sarayı,dış mimarisi bakımından bütünüyle Tanzimat üslubu denilen Batı mimari zevkine uygun biçimde yapılmış bir bina idi.Beyazıt Kulesi’nin önünde şehir siluetinde heybetli bir görünümü vardı.Üç katlı olan binanın cepheleri,çıkıntılarla hareketli bir biçime sokulmuştu.Herhalde çok muhteşem olduğu anlaşılan iç süslemesine dair maalesef bilgi yoktur.Belki Erkan-ı Harbiye olduğu sıralarda çekilen fotoğraflardan bazı şeyler öğrenilebilir.

Konağın yakınında olan 16.yy’a ait Ağa Camii de Ali Paşa tarafından değişik bir mimaride yeniden yaptırılmıştır.O da yangın geçirmesine rağmen yakın tarihlerde ihya edilmiştir.Evvelce Ali Paşa Konağı’nın önündeki caddeye Fuad Paşa’nın adını verilmesi de belediye ilgililerinin İstanbul’da sokakların adlandırmasındaki keyfi davranışlarının bir örneğidir.

Kaynakça,”Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi” Sf-198-199